<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>
<channel>
	<title>Etiketler » Quality Of Magazine</title>
	<atom:link href="https://qualityofmagazine.com/tag/etiketler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://qualityofmagazine.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 14 Feb 2020 22:09:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
<image>
	<url>https://qualityofmagazine.com/lineboq/2024/04/Q-favicon-75x75.png</url>
	<title>Etiketler » Quality Of Magazine</title>
	<link>https://qualityofmagazine.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Başarılı avukat Emek Emre dergimiz Quality&#8217;e samimi açıklamalarda bulundu</title>
		<link>https://qualityofmagazine.com/basarili-avukat-emek-emre-dergimiz-qualitye-samimi-aciklamalarda-bulundu/</link>
					<comments>https://qualityofmagazine.com/basarili-avukat-emek-emre-dergimiz-qualitye-samimi-aciklamalarda-bulundu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Feb 2020 22:09:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Etiketler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://essentials.pixfort.com/original/?p=1217</guid>
					<description><![CDATA[<p>Genel anlamda dünya üzerindeki tüm hukuk sistemleri açısından “Suçu ispat edilene kadar herkes masumdur” ilkesine muhtemelen en büyük darbeyi sosyal medya vurmuştur. İstanbul Barosu’nun başarılı Avukatlarından Emek Emre’yi hem biraz daha yakından tanımak hem de kafamıza takılan bazı hukuksal soruları...</p>
<p>Posta <a href="https://qualityofmagazine.com/basarili-avukat-emek-emre-dergimiz-qualitye-samimi-aciklamalarda-bulundu/">Başarılı avukat Emek Emre dergimiz Quality’e samimi açıklamalarda bulundu</a> ilk ortaya çıktı <a href="https://qualityofmagazine.com">Quality Of Magazine</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="1217" class="elementor elementor-1217">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-3cbdca93 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="3cbdca93" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-75f5bb02" data-id="75f5bb02" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-1ad3fea1 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="1ad3fea1" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
			<style>/*! elementor - v3.22.0 - 26-06-2024 */
.elementor-widget-text-editor.elementor-drop-cap-view-stacked .elementor-drop-cap{background-color:#69727d;color:#fff}.elementor-widget-text-editor.elementor-drop-cap-view-framed .elementor-drop-cap{color:#69727d;border:3px solid;background-color:transparent}.elementor-widget-text-editor:not(.elementor-drop-cap-view-default) .elementor-drop-cap{margin-top:8px}.elementor-widget-text-editor:not(.elementor-drop-cap-view-default) .elementor-drop-cap-letter{width:1em;height:1em}.elementor-widget-text-editor .elementor-drop-cap{float:left;text-align:center;line-height:1;font-size:50px}.elementor-widget-text-editor .elementor-drop-cap-letter{display:inline-block}</style>				<p><b><i>Genel anlamda dünya üzerindeki tüm hukuk sistemleri açısından “Suçu ispat edilene kadar herkes masumdur” ilkesine muhtemelen en büyük darbeyi sosyal medya vurmuştur.</i></b></p>
<p>İstanbul Barosu’nun başarılı Avukatlarından Emek Emre’yi hem biraz daha yakından tanımak hem de kafamıza takılan bazı hukuksal soruları sormak için ofisinde bir araya geldik. Biz sorduk, Emek bey cevapladı. Gelin birlikte okuyalım.    </p>
<p><b>‘Emek’ çok özel bir kelime isminizin bir hikâyesi var mı?</b></p>
<p>Bildiğim kadarıyla ismimi annem koymuş. Şöyle ki, annem bana hamile kaldığını öğrendiği gün esasen hastaneye rahminde rahim kanseri veya benzeri ciddi bir hastalığı olduğu endişesi ile gitmiş, çünkü gebeliğin bulantı gibi normal belirtilerini dahi yaşamadan rahimde kanama, ağrı şeklinde çok ciddi belirtiler göstermekteymiş. Hastanede doktorlar kendisine gebe olduğunu ama ceninin rahim içindeki pozisyonunun olması gerekenden farklı olması nedeniyle gebeliğin normal şekilde tamamlanmasının mümkün olmadığını ve tavsiyelerinin hamileliğin sonlandırılması olduğunu; hamileliğe devam edilmesine karar vermesi halinde ise 2. Aydan itibaren hastanede müşahede altında kalması gerektiğini ifade etmişler. Annemde hamileliğe devam etme kararını almış ve yaklaşık 4 ay, ki 4 ay olmasının sebebi de prematüre doğmuş olmam, hastanede kalarak beni doğurmuş. Doğumumdan sonra da sağlığıma kavuşana kadar bir dizi ameliyatlar olmuşum, tabi doğal olarak hiçbirini hatırlamıyorum dahi. Annem bana anlattığı kadarıyla hastane günlerinde Hasan Hüseyin Korkmazgil’in “Emek koydum yavrumuzun adını” şiirini okuyor ve o noktada kendisi de beni doğurmak için vermiş olduğu emekleriyle uygun düştüğü düşüncesiyle ismimi Emek koymaya karar veriyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.qualitydergisi.com/img/haber/a6fc214ecae14db6ae3d786b224b8d58emree1.jpg" data-q="0" /></p>
<p><b>Her çocuğun hayalleri olur, çocukluk hayalleriniz ne olmaktı?</b></p>
<p>Bir erkek çocuğu için biraz klişe olacak belki ama çocukluk hayalim futbolcu olmaktı. Koyu bir Galatasaray taraftarıyım, küçükken zamanımın çoğu ya maç izlemek ya da top oynamak ile geçerdi. Tabi o hayal çok uzun sürmedi, zira hukuk konusunda nitelikli bir eğitim sahibi olabilmek açısından 14-15 yaşlarından başlayarak hayatımı buna göre planladım.</p>
<p><b>Hukuk okumaya nasıl karar verdiniz. Anneniz çok başarılı bir avukat, bu mesleği seçmenizde annenizin etkisi oldu mu?</b></p>
<p>Bir önceki soruda “hukuk konusunda nitelikli bir eğitim sahibi olabilmek açısından 14-15 yaşlarından başlayarak hayatımı buna göre planladım” demiştim ya, o planı kim yaptı sanıyorsunuz? 🙂  Tabi ki mesleği seçmemde annemin etkisi oldu, zaten olmaması hayatın olağan akışına aykırı kaçardı. Önemli olan nokta şu ki, annemin etkisinden daha çok benim de isteğim vardı, kendisi beni zorlamadı yani. Samimi olmak gerekirse hukuk okuma kararını almak çok kolay oldu benim için, zira hukuk okuduktan sonra avukatlık dışında başka mesleklerle de iştigal edebilirdim, sonuçta hukuk bilgisi hayatın her alanında yardımcı olan bir bilgi ama hukuk okumadan avukat olamazdım. </p>
<p><img decoding="async" src="https://www.qualitydergisi.com/img/haber/7fc7e97b30514641a948f00a4559135bemree2.jpg" data-q="1" /></p>
<p><b>Avukatlık zor bir meslek, zaman zaman tehdit, şiddete maruz kalan meslektaşlarınız oluyor. Hiç böyle zorluklarla karşılaştınız mı?</b></p>
<p>Stajımı yaptığım dönemde bir tekstil firmasına icra memurlarıyla birlikte hacze gitmiştim. Bu firma müvekkil şirketten mağaza olarak kullanmak için gayrimenkul kiralamıştı fakat birikmiş kira borçlarını ödemeden, kira sözleşmesini dahi feshetmeden gayrimenkulü boşaltmışlar. Şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adrese gittiğimizde adres Kadıköy’de bir iş hanının en alt katında 7-8 metrekarelik bir depo çıktı. Şirket kaşesini de iş hanının çaycısına vermişler, tebligat vb. evrak işlerini de çaycı teslim alıyormuş. İcra memuru hanımefendi ben daha stajyer olduğum için bana epey yardımcı olmuştu, kendisi devlet memuru olmasından mütevellit çaycının yaptığı işlemin hukuka aykırılığından ötürü kendisinin endişelenmesine neden oldu. İş hanının çaycısı da bize firmanın gerçek adresini söyledi, meslektaşlar bilir icra arabasının gün içinde gideceği adresler belirlidir ve bu şekilde adres değişikliği olduğu zaman başka bir gün hacze çıkılır ama aldığımız diğer adreste yakın çıktığı için icra memurunun insiyatifi ile o adrese gittik. Orası da bir dişçi çıktı, tekstil firması o gün itibariyle 2 hafta önce oradan ayrılmış. Ben tabi oradan çıkarken firmanın adını da söyleyerek yüksek sesle sitem ettim diyelim çok detaya girmeden? binanın güvenliği de beni duydu ve “o adamları mı arıyorsunuz hemen 2 yan binaya geçtiler bende hiç sevmem onları” gibi bir şeyler söyledi yanlış hatırlamıyorsam. Oraya geçtik bizde hemen tabi fakat yeni şirket kurmuşlar farklı isimle, adamlar tam dolandırıcı yani. Böylesi durumlarda icra memurunun adreste arama yapma yetkisi var, eski tüzel kişilkle/şirketle o an haciz mahalinde olan şirket arasında organik bir bağ olması halinde haciz yapılabiliyor. İcra memuru da arama yapmaya başladı o noktada ben bir şirket çalışanın gizli gizli bazı evrakları almaya çalıştığını fark ettim o da benim onu fark ettiğimi anladı ve evrakları alıp koşmaya başladı tam kendisini bir odaya kapatacakken, ki o odada evrak imha makinesi varmış, bende odaya girmeyi başardım. Adam da bana saldırdı bunun üzerine, icra memuru da olay yerine polis çağırdı, en nihayetinde adamın imha etmeye çalıştığı evraklar borçlu şirkete ait evraklarmış bu şekilde organik bağ hususu yakalanmış oldu bizde haczi gerçekleştirdik. </p>
<p><b>Avukat-Savcı ikilisi adaletin ayrılmaz ikilisi, biri devleti diğeri müvekkilini temsil ediyor. Bu denge nasıl işliyor, bu ikili arasında ilişkiler günümüz şartlarında ne kadar sağlıklı işliyor?</b></p>
<p>Dengenin nasıl işlediğinden önce nasıl işlemesi gerektiğini ifade etmekte fayda var diye düşünüyorum. Hukukta “Silahların Eşitliği” adında önemli bir ilke vardır. Silahların eşitliği, uyuşmazlığın taraflarının usuli haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma du¨s¸u¨ru¨lmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir. Tabi silahların eşitliği sadece ceza yargılamalarında değil hukuk davaları ve idari yargılamalarda da gözetilen bir ilkedir ama savcılık makamı sadece ceza yargılamalarıyla ilgilendiğinden bunun üzerinden devam edeyim açıklamalarıma. Silahların eşitliği ilkesi farklı ceza muhakemesi evrelerinde farklı kapsama sahip olarak anlaşılmalıdır. İlke kapsamında, mahkeme önünde gerçekleşen yargılama sürecinde iddia ve savunma makamları arasında, sahip olunan hak ve yu¨ku¨mlu¨lu¨kler bakımından tam bir eşitlik sağlanmış¸ olması gerekir. Buna karşılık, soruşturma yaparak kamu davası hazırlama go¨revi olan Cumhuriyet savcısının soruşturma evresinde savunma makamından fazla yetkilere sahip olması gerekir, ancak bu yetkinin gerektiğinden fazla verilmesi hakkaniyete aykırı düşer. Ayrıca, yargılama aşamasında bu dengesizliği giderici tedbirlerin alınması gerekir.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.qualitydergisi.com/img/haber/97cb483f68c4402eaa2f8fc703fcc03femree3.jpg" data-q="2" /></p>
<p>Zira silahların eşitliği ilkesi her bir işlem bakımından yani sayısal anlamda eşitliği değil, yargılamanın bütünü¨ itibariyle bakıldığında iddia-savunma dengesinin korunmasını ifade etmektedir. Buraya kadar olması gerekeni açıklamış oldum. Batı sempatizanlığı olarak algılanmasını istemem ama örneğin ABD’de duruşma salonu içerisinde avukat ve savcılara ayrılan bölümler aynı seviyede ve yan yanadır. Ülkemizde ise savcıların kürsüsü yukarıda hakim kürsüsünün yanındadır. Dengenin günümüz şartlarında ülkemizde çok iyi işlemediği kanaatindeyim. Ülkemizde savcıların gerçekten çok geniş yetkileri ve hakları varken avukatların gün geçtikçe yetkileri azalıyor. Usuli haklar bakımından da inanılmaz bir dengesizlik var. Avukatın zaten soruşturma aşamasında neredeyse hiçbir yetkisi yok. Ulusal Yargı Ağı Platformu(UYAP) üzerinden vekâletnamemiz olan dosyayı görüntülemek için dahi buna ilişkin talep göndermemiz, savcılık makamının da bunu kabul etmesi gerekiyor. Gizlilik kararı olmayan dosyalar için dahi durum böyle. Soruşturma aşamasındaki dengesizliğin kovuşturma süresince mahkemede giderilmesi yönünde herhangi bir tedbirde yok. Ceza mahkemelerinde nihai karar açıklanmadan önce dosyanın tarafları ve avukatlar duruşma salonundan çıkartılır, cumhuriyet savcıları karar açıklayacak hakim veya duruma göre hakimlerle kalırlar. Savcıların hakimlere olan yakınlığı veya daha doğru ifadeyle savcıların hakimlere ulaşabilirliği avukatlara nazaran çok daha fazladır. Uzun lafın kısası ne yazık ki ülkemizde savcı ve avukatlar arasında silahların eşitliği ilkesi değil silahların eşitsizliği vardır.</p>
<p><b>Hukukta “suçu ispat edilene kadar herkes masumdur” ilkesi yargı aşamasında ne kadar sağlıklı işliyor? Bu konuda sıkıntılar yaşanıyor mu?</b></p>
<p>Genel anlamda dünya üzerindeki tüm hukuk sistemleri açısından “Suçu ispat edilene kadar herkes masumdur” ilkesine muhtemelen en büyük darbeyi sosyal medya vurmuştur. Yargılama erki bağımsız mahkemelere aittir ve bu erkin farklı mecralara taşınması gerçekten uzun vadede büyük sorun teşkil eder. Bu minvalde gerek yazılı, görsel basın gerekse de sosyal medya vasıtasıyla yargının mahkeme dışında kamuoyu nezdinde yapılmasını sağlıklı bulmuyorum. En nihayetinde hakimlerde insanlar ve kamuoyu baskısı mahkemelere tesir edebiliyor. Tabi bunu kamu vicdanını gerçekten derinden rahatsız eden olaylar için söylemiyorum o noktada insanlara yargılamayı farklı mecralara taşımayın demek onlardan bunu beklemek gerçekçi değildir, ABD de George Floyd’un ölümü örnek olabilir; ülkemiz açısından da özellikle son 1-2 yıl içerisinde yargıya karşı güvensizlik sorunları çok arttı ve yine özellikle kadına karşı şiddet gibi konular kamu vicdanını çok rahatsız etmekte ve bu manada insanlar kamuoyu baskısı oluşturmakla bir nebze de olsa kadına şiddeti önleyecekleri inancıyla özellikle sosyal medya üzerinden bir baskı oluşturmaya çalışıyorlar. Bir de şahsen suç tiplerine ilişkin ayrım yapmaksızın ülkemiz açısından aksi ispat edilene kadar herkes masumdur ilkesi noktasında uygulamada en çok sıkıntının tutuklama tedbirinin kullanış biçiminden kaynaklandığını düşünüyorum. Tutuklama nedenlerinin neler olduğu, tutuklamanın ne şekilde tatbik edileceğini belirleyen yasa ve mevzuatın lafzı açısından herhangi bir sorun yok ama nasıl uygulandığına baktığımızda ne yazık ki ülkemizde hüküm giymemiş yani suçlu bulunmamış ve hatta haklarında iddianame bile düzenlenmemiş bir çok kişi tutuklu olarak cezaevinde kalıyor, ben şahsen bu durumun hukuk güvenliği açısından ciddi bir tehlike olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><a href="http://qualityofmagazine.com/" target="_blank" rel="noopener">BU MUHTEŞEM RÖPORTAJ VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN TIKLAYIN</a></p>
<p>Dergimizin 147. sayısı, 1 Eylül&#8217;den itibaren Turkcell Dergilik, Türk Telekom E-Dergi ve www.qualityofmagazine online platformlarında.</p>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div><p>Posta <a href="https://qualityofmagazine.com/basarili-avukat-emek-emre-dergimiz-qualitye-samimi-aciklamalarda-bulundu/">Başarılı avukat Emek Emre dergimiz Quality’e samimi açıklamalarda bulundu</a> ilk ortaya çıktı <a href="https://qualityofmagazine.com">Quality Of Magazine</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://qualityofmagazine.com/basarili-avukat-emek-emre-dergimiz-qualitye-samimi-aciklamalarda-bulundu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
