Gelişen dijital teknolojiler ile Türkiye’de diş hekimliğinin gelişimi Avrupa ülkeleri için oldukça değerli olduğunu düşünüyorum.
Sizi biraz daha yakından tanımak isteriz. Bize kendinizden bahseder misiniz?
Biraz baba, biraz diş hekimi, biraz maceraperest biriyim. Tam bir doğa aşığıyım. Üniversiteden mezun olduktan sonra ilk önce kendi muayenehanemi açtım. Kadıköy’de ufak ve güzel bir yerdi. Fakat burada tek başımayken kendimi yeterince geliştiremediğimi gördüm. Bunun üzerine birtakım arayışlara girerek daha multidisipliner çalışan kliniklerde görev yapmaya başladım.
Benim için asıl dönüm noktası olan Acıbadem Hastanesi’nde ve Kadıköy Hastanesi’nde görev yapmaya başlamam oldu. Bu deneyimlerimden sonra Etiler Kliniği’nde full-time çalışmaya başladım ve şu anki ortağım Figen Hanım ile orada tanıştık. Yaklaşık 5 sene beraber çalıştık. Bir atılımda bulunarak Acıbadem’den ayrıldım. Figen Hanım’ın da kafasında atılım yapmak varmış ki yollarımız yine kesişti ve kendimizi ortak olarak bulduk. Tamamen yeni açılan bir hastanenin diş bölümünü sıfırdan kurduk. Yaklaşık 11 senedir de aynı yerde hizmet vermekteyiz. Son 3 senedir de Esteworld Altunizade Hastanesi’nin diş bölümünün idare ve işletmeciliğini yapmaktayız. Burada daha çok yurt dışı hastalarımıza hizmet veriyoruz.
Kliniğinizde en çok hangi hizmetler veriliyor? Dijitalleşmenin getirdiği imkânların tedavilerinize nasıl bir katkısı var?
Kliniğimizde diş hekimliğinin tüm branşlarında hizmetler veriliyor. Oldukça geniş bir uzman kadromuz var. Dijitalleşmeye ise aktif olarak 2015 yılında başladık. Fakat ben daha yeni mezun olduğumda bile bu işin takipçisiydim. Dijitalleşmeyle birlikte diş hekimi de diş teknisyeniyle beraber işin bir parçası olabiliyor. Hatta hastamız bile bu sürece dahil olabiliyor. Çünkü biz işi üretmeden önce bilgisayarda tasarım aşamasında istediklerimizi değiştirebiliyoruz ve dişleri hastamızın ağzında son noktada değil daha üretim aşamasında görebiliyoruz. Bu sayede hatalarımızı düzeltme şansımız da oluyor. Dijital diş hekimliği ile insan kaynaklı gecikmelerin de önüne geçebiliyoruz. Dijitalleşmenin hasta tarafındaki avantajı şu ki; dijitalde sıfır hata ile çözüm buluyoruz. Biz de ekip olarak mükemmelliyetçi bir yapıda olduğumuz için bu durum bizim daha mutlu ve iyi sonuçlar almamızı sağlıyor.
Hastalar gelişen teknoloji ve hızlanan hayatla beraber çok fazla beklemek istemiyor. Hem implant hem de protez tedavilerinde daimi dişlerine bir an önce kavuşmak istiyorlar. Biz de bu altyapıya sahibiz. Aynı günde hastamızın dişlerini takabiliyoruz.

Türkiye’de gelişen sağlık turizmi ve revaçta olan gülüş estetiği hakkında ne söylersiniz?
Türkiye son yıllarda sağlık turizminde önder olan ülkelerden biri. Gelişen dijital teknolojiler ile Türkiye’de diş hekimliğinin Avrupa ülkeleri için oldukça değerli olduğunu düşünüyorum. Burada döviz kurunun etkisi de fazla. Biz daha önce bu hastalara basit işlemler yapıyorken gelişen teknoloji sayesinde kaldıkları 3-4 günlük süreçlerde birçok tedavilerini yapar hale geldik. Bu durumu gören girişimciler de son yıllarda sağlık turizmi tarafında önemli adımlar atmaya başladı. Son zamanlarda insanların güzellik ve estetik algısı sosyal medyanın da etkisiyle oldukça değişim gösterdi.
Ağırlıklı olarak hangi ülkelerden misafirleriniz var? En çok tercih ettikleri tedaviler hangileri oluyor? Bu tedavileri Türkiye’de yaptırmak istemelerinin sebebi size göre nedir?
Ağırlıklı olarak Batı Avrupa’dan hastalarımız var. Gelişmiş ülkelerden gelen hasta sayımız oldukça yüksek. Bu ülkelerdeki diş hekimliği oldukça pahalı. Sosyal sigortaları hemen hemen çoğu işlemi karşılamıyor ya da karşılasa dahi hastalar çok uzun süre sıra beklemek durumunda kalıyor. Oradaki hekimler Türkiye’deki hekimler kadar uzun mesailer yapmıyor ve bizim kadar fazla hasta bakmıyor ve hastalar her gittiğinde çok az sayıda işlemini yaptırabiliyorlar. Hastalar kendi ülkelerinde belki bir dolgu randevusu için bile aylarca sıra beklerken biz neredeyse 1 haftada hastanın ağzındaki tüm tedavileri tamamlayabiliyoruz. Bu hız ve kalite de onları çok etkiliyor.
Diş koltuğu fobisi oldukça yaygın bir fobi. Bu noktada hastalarınıza önerileriniz ne olacaktır?
Diş hekimliğinde son yıllarda anestezi teknikleri sayesinde son derece ağrısız ve konforlu tedaviler yapabiliyoruz. Çoğu hastada çocukluktan kalma diş koltuğu korkuları ya da travmaları olduğu için bunu bilmesine rağmen korkuları devam edebiliyor. Bu korku yüzünden diş tedavilerini ihmal ediyorlar. Bunun sonucunda daha zor ve ağrılı tedavilerle karşı karşıya kalıyorlar. Ağzında çok kompleks tedaviler yapılacak hastalarda diş koltuğu korkusu eğer biz hekimleri ve hastaları tehlikeye atacak noktadaysa ben kesinlikle genel anestezi ve sedasyon öneriyorum. Fakat korkusu olmayan bir hastaya da aynı şekilde öneriyorum çünkü işlemleri uzun sürecek komplike işlemleri mevcutsa sonradan korku yaratmamak adına yine sedasyon oldukça önemli. İmplantlar, kanal tedavileri ve hatta gülüş estetiğini sedasyon altında yapabiliyoruz.



